Psikoloji 3 dk okuma
Kaygı Yükseldiğinde Evde Uygulanabilecek 7 Sakinleşme Yöntemi
Kaygı arttığında bedeni ve zihni yavaşlatmanın evde uygulanabilir yolları var. Nefesten uyku düzenine, ekran alışkanlığından paylaşmaya 7 pratik öneri.
Yazar: Mertan Soylu
Kaygı, çoğu zaman bir anda ortaya çıkmaz. Önce omuzlarda bir gerginlik, sonra hızlanan bir nefes, ardından "bir şeyler ters gidecek" hissi gelir. Bu his tehlikeli değildir; bedenin kendini hazırlama biçimidir. Ama gün içinde sık tekrar ettiğinde yorucu hale gelir ve uykudan iştaha kadar pek çok şeyi etkiler.
İyi haber şu: kaygının yükseldiği anlarda evde uygulanabilecek, hiçbir özel malzeme gerektirmeyen basit adımlar var. Bunların hiçbiri terapinin yerini tutmaz; ancak günlük dalgalanmaları yumuşatmakta işe yarar. Aşağıdaki yedi başlık, kendi ritminize göre deneyebileceğiniz küçük müdahaleler.
1) Nefesi Uzatın, Hızlandırmayın
Kaygı yükseldiğinde nefes sığlaşır ve göğüs bölgesine sıkışır. Burada amaç derin nefes almak değil, nefes verişi uzatmaktır. Dört sayarak alıp altı sayarak vermek, bedene "acil durum bitti" sinyalini gönderir.
Bunu üç dakika sürdürmek çoğu kişide fark yaratır. Sayıları takip etmek zor geliyorsa elinizi karnınıza koyup şişip inişini izlemek de yeterlidir.
2) Bedeni Bir İşe Verin
Zihin bir düşünce döngüsüne girdiğinde, onu tartışarak durdurmak genellikle işe yaramaz. Bulaşık yıkamak, kısa bir yürüyüş, çamaşırları katlamak gibi tekrarlı işler dikkati bedene çeker.
Neden İşe Yarıyor?
Elin ve gözün meşgul olduğu her iş, düşünce döngüsüne ayrılan kapasiteyi düşürür. Amaç ortalığı toplamak değil; birkaç dakikalığına başka bir yere bakmaktır.
3) Kaygıya Saat Verin
Endişeleri bastırmaya çalışmak çoğu zaman ters teper. Bunun yerine gün içinde on beş dakikalık bir "endişe saati" belirleyip, gün boyunca aklınıza gelenleri oraya erteleyebilirsiniz. Aklınıza takılan şeyi bir kâğıda not edip "bunu akşam altıda düşüneceğim" demek, o anki yükü hafifletir.
4) Kafeini ve Ekranı Sıraya Koyun
Kaygılı günlerde fazladan kahve, çarpıntıyı artırıp huzursuzluğu besleyebilir. Aynı şey akşam saatlerinde uzayan telefon kullanımı için de geçerlidir. İkisini birden bırakmak gerekmez; kahveyi öğleden sonraya taşımamak ve yatmadan önceki son saatte ekranı azaltmak başlangıç için yeterlidir.
5) Uyku Saatini Sabitleyin
Kaygı ve uykusuzluk birbirini besler. Uykuya dalma saatini her gün aynı aralıkta tutmak, gündüz kaygı eşiğini yükseltir. Hafta sonu birkaç saatlik kayma bile pazartesi tedirginliğini artırabilir.
6) Duyduklarınızı Değil, Gördüklerinizi Sayın
Zihin geleceğe koştuğunda, onu bulunduğunuz odaya geri getirmenin en kolay yolu duyulardır. Çevrenizde beş nesne, üç ses, iki koku saymak basit görünür; ama dikkati "şu an" ile temas ettirir.
Küçük Bir Not
Bu yöntemi ilk denediğinizde tuhaf gelebilir. Birkaç tekrardan sonra otomatikleşir ve toplu taşımada, sırada beklerken de kullanılabilir hale gelir.
7) Yalnız Taşımayın
Kaygıyı sessizce taşımak, onu büyütür. Güvendiğiniz birine "bugün biraz gerginim" demek bile yükü paylaştırır. Karşınızdakinden çözüm beklemek zorunda değilsiniz; duyulmak çoğu zaman yeterlidir.
Kaygı gün içinde işlevinizi bozacak kadar yoğunlaşıyorsa, ev içi yöntemlerle idare etmeye çalışmak yerine bir uzmana danışmak en doğrusudur. Yukarıdaki adımlar, günlük dalgalanmalar için düşünülmüş küçük destekler olarak görülmelidir.