İçeriğe geç
Ankara Node

Alışkanlıklardan yıldızlara uzanan merak

Kişisel Gelişim 4 dk okuma

Bir Sorumluluğu Üstlenmeden Önce: Gerçek Yükü Hesaplamak

Yeni bir taahhüt kabul etmeden önce nelere bakmalı? Para, zaman ve dikkat maliyeti, yoğun hafta ölçütü, deneme süresi ve düzenli gözden geçirme üzerine bir rehber.

Yazar: Beren Uluç

Yeni bir sorumluluk üstlenmeye karar verirken insanlar genellikle tek bir soruya cevap arar: bunu istiyor muyum? İstek güçlüyse karar hızla verilir. Oysa bir yükümlülüğün gerçek ağırlığı, istekle değil sürdürülebilirlikle ölçülür. Bir kursa kaydolmak, bir gönüllü işe söz vermek, bir evcil hayvan sahiplenmek ya da bir yan iş üstlenmek; hepsi başlangıçta kısa bir kararla, sonrasında ise aylar süren bir taahhütle yaşanır. Karar bir anlıktır, sonuçları uzun sürelidir.

Bu yazıda bir sorumluluğu üstlenmeden önce nelerin hesaplanması gerektiğini, görünmeyen maliyet kalemlerini ve karar verirken kullanılabilecek pratik ölçütleri ele alıyoruz.

Görünen maliyet, buzdağının ucudur

Her yükümlülüğün ilk akla gelen bir bedeli vardır: kursun ücreti, cihazın fiyatı, işin süresi. Bu rakam kolayca hesaplanır ve karar genellikle bunun üzerine kurulur. Ancak asıl yük, başlangıçtan sonra düzenli olarak tekrarlanan kalemlerde birikir.

Bunu en net gösteren örneklerden biri evcil hayvan sahiplenmektir; ilk gün konuşulan tutar ile bir yıl sonunda ortaya çıkan toplam arasında büyük fark olur. Evcil hayvanın yıllık maliyeti üzerine yapılan hesaplarda öne çıkan şey de budur: düzenli giderler ve beklenmeyen kalemler, başlangıç bedelinin çok üzerine çıkar. Aynı mantık paranın dışındaki sorumluluklar için de geçerlidir.

Üç tür kaynak: para, zaman, dikkat

Bir yükümlülüğün maliyeti yalnızca parayla ölçülmez. Üç ayrı kaynak harcanır ve bunlardan en az fark edileni dikkattir. Bir sorumluluk, üzerinde çalışılmadığı zamanlarda bile zihinde yer kaplar; hatırlanması, takip edilmesi ve planlanması gerekir.

Bu üç kaynağı ayrı ayrı hesaplamak, kararı gerçekçi hale getirir. Haftada iki saat süren bir iş, aslında iki saatten fazlasını alır; hazırlık, yol, toparlanma ve arada düşünülen zaman eklendiğinde toplam kolayca ikiye katlanır.

Yoğun haftayı ölçüt almak

İnsanlar yeni bir taahhüt hesaplarken ortalama bir haftayı düşünür. Oysa bir sorumluluğun taşınabilir olup olmadığı, ortalama haftada değil en yoğun haftada belli olur. Sakin dönemlerde rahatça yapılan bir iş, yoğun dönemde ilk bırakılan şey olur ve verilen söz zarar görür.

Doğru soru şudur: yılın en yoğun ayında bu işi yapabilir miyim? Cevap hayırsa, ya taahhüdün ölçüsünü küçültmek ya da o dönem için önceden bir çözüm belirlemek gerekir.

Süreklilik gerektiren mi, esnek mi?

Yükümlülükler ikiye ayrılır: ertelenebilir olanlar ve olmayanlar. Bir kursun bir haftası kaçırılabilir; bir canlının bakımı ertelenemez. Bu ayrım, taahhüdün gerçek ağırlığını belirleyen en önemli ölçüttür.

Ertelenemeyen sorumluluklarda yedek plan zorunludur. Hastalandığınızda, seyahate çıktığınızda ya da iş yoğunlaştığında yerinize kimin bakacağı önceden belirlenmelidir. Bu soruya cevap verilmeden alınan sorumluluklar, ilk kriz anında çevredeki insanların üzerine yıkılır.

Bitiş tarihi olan taahhütler

Belirli bir süresi olan yükümlülükler, süresiz olanlardan çok daha kolay taşınır. Üç ay sürecek bir işe evet demek, süresiz bir işe evet demekten farklıdır; çünkü zihin bir bitiş noktası gördüğünde daha az direnç gösterir.

Bu nedenle mümkün olduğunda taahhütleri süreli hale getirmek iyi bir uygulamadır. "Bir dönem deneyelim, sonra değerlendiririz" biçiminde kurulan bir söz, hem denemeyi mümkün kılar hem de bırakma kararını utanç konusu olmaktan çıkarır.

Neyin yerine geçeceğini bilmek

Zaman sabit olduğuna göre, her yeni sorumluluk mevcut bir şeyin yerini alır. Bu değiş tokuş genellikle bilinçli yapılmaz; yeni iş eklenir ve neyin azalacağı sonradan, çoğunlukla kendiliğinden belli olur. Genellikle azalan şey dinlenme ya da yakın ilişkilere ayrılan zaman olur.

Karar aşamasında sorulacak somut soru şudur: bunu kabul edersem hangi işten vazgeçeceğim? Cevap verilemiyorsa, takvimde gerçek bir yer yok demektir.

Deneme süresi koymak

Bir sorumluluğun nasıl bir yük getireceği, ancak yaşandığında tam olarak anlaşılır. Bu nedenle mümkün olan her durumda küçük ölçekli bir deneme yapmak en akıllıca yoldur: bir dönem gönüllü çalışmak, bir cihazı kiralamak, bir işi bir ay üstlenmek.

Deneme yaparken bir ölçüt belirlemek gerekir. "İyi gitti mi" belirsizdir; "haftada kaç saatimi aldı, hangi işlerim aksadı" ölçülebilir. Ölçüt olmadan yapılan denemeler, genellikle duyguya göre değerlendirilir ve karar aynı belirsizlikle verilir.

Hayır demenin maliyeti de hesaba katılmalı

Her sorumluluk reddi de bir bedel taşır: kaçırılan fırsat, hayal kırıklığına uğrayan biri, gelişmeyen bir alan. Bu bedeli yok saymak, kararı tek yönlü hale getirir.

Dengeli değerlendirme, iki tarafı da yazmayı gerektirir: kabul edersem ne kazanır ne kaybederim, reddedersem ne kazanır ne kaybederim. Dört kutulu bu basit tablo, çoğu kararı birkaç dakikada netleştirir.

Söz verdikten sonra

Karar verildiğinde iş bitmez. Üstlenilen sorumluluğun düzenli bir gözden geçirme noktası olmalıdır. Üç ayda bir sorulacak iki soru yeterlidir: bu işi hâlâ taşıyabiliyor muyum, beklediğim karşılığı alıyor muyum?

Bu değerlendirme yapılmadığında, taşınamayan yükümlülükler sessizce sürer ve genellikle aniden bırakılır. Oysa planlı bir devir ya da küçültme, hem sizin hem de o işe bağlı diğer kişilerin lehinedir.

Az sayıda, iyi taşınan sorumluluk

Çok sayıda küçük yükümlülük, az sayıda büyük yükümlülükten daha yorucu olabilir. Her taahhüdün sabit bir takip maliyeti vardır ve bu maliyet, işin büyüklüğünden bağımsızdır. On küçük söz, on ayrı hatırlama işi demektir.

Bu yüzden zaman zaman elinizdeki taahhütleri listeleyip hangilerinin gerçekten karşılık verdiğine bakmak gerekir. Neyi taşıdığını bilerek seçmek, her isteğe evet deyip sonra hepsini eksik yapmaktan hem daha verimli hem de çevrenizdeki insanlara karşı daha dürüsttür.