Kişisel Gelişim 4 dk okuma
Çetele Tutmak: Saymanın Davranışı Değiştiren Sessiz Etkisi
Bir davranışı saymaya başlamak, onu görünür kılar. Çetele tutmanın neden işe yaradığını, neyin sayılabileceğini ve sayımın ne zaman bırakılması gerektiğini anlatan pratik bir rehber.
Yazar: Beren Uluç
Bir şeyi düzeltmek isteyen çoğu insan işe büyük kararlarla başlar. Oysa çoğu zaman en sade araç en çok işi görür: bir kâğıda çizilen dikey çizgiler. Çetele, insanın elindeki en eski hesap tutma biçimlerinden biridir ve bugün de aynı nedenle işe yarar. Bir davranışı saymaya başladığınız anda, o davranış artık görünmez olmaktan çıkar. Görünür hale gelen şeyin de kendiliğinden değişmeye başladığını fark etmek şaşırtıcıdır.
Saymak neden tek başına etki eder?
Çetelenin gücü ceza ya da ödül vaadinden gelmez. Etkisi çok daha sade bir yerde durur: dikkat. Gün içinde tekrarladığımız pek çok davranış otomatik yürür, farkına varmadan yapılır ve bittiğinde hatırlanmaz bile. Saymak, o otomatik akışa küçük bir duraklama yerleştirir. Çizgiyi atmak için bir an durup "bunu yaptım" demeniz gerekir. Bu kısacık farkındalık anı, davranışın kendiliğinden tekrarlanmasını zorlaştırır ya da kolaylaştırır; hangisini istiyorsanız o yöne doğru işler.
Neyi saymak işe yarar, neyi saymak boşa gider?
Her şey sayılmaya uygun değildir. İyi bir sayım nesnesi üç özelliği taşır: net bir başlangıcı ve bitişi vardır, o gün içinde birden çok kez olabilir, ve saydığınız şey sizin elinizdedir. "Kaç sayfa okudum" sayılabilir; "ne kadar motive oldum" sayılamaz. "Kaç kez kalkıp yürüdüm" sayılabilir; "kendimi ne kadar iyi hissettim" sayıma gelmez. Belirsiz kavramları sayıya dökmeye çalışmak, hem yorucu hem de yanıltıcıdır; çünkü ölçütü her gün farklı uygularsınız.
Çeteleyi elle tutmanın avantajı
Sayımın kalemle, gözünüzün önündeki bir kâğıtta tutulması küçük bir ayrıntı gibi görünür ama fark yaratır. Elle atılan çizgi, ekrandaki bir dokunuştan daha çok emek ister ve daha çok yer eder. Ayrıca kâğıt, kapatılıp unutulmaz. Buzdolabının kapağında, çalışma masasının kenarında ya da defterin ilk sayfasında duran bir çetele, siz onu aramasanız da gün içinde birkaç kez göz ucuyla görülür. Bu tesadüfi bakışlar hatırlatıcının kendisidir.
Sayım kaç gün sürmeli?
Ömür boyu sayım tutmak gerekmez, hatta gerekmediği gibi sürdürülebilir de değildir. Çetelenin işi bir davranışı görünür kılmaktır; görünür olduktan sonra sayım kendi işini bitirmiştir. İki üç haftalık bir dönem çoğu davranış için yeterli bir resim verir. O sürenin sonunda sayı sizi şaşırtmıyorsa, ölçmeye devam etmenin katkısı azalır. Şaşırtıyorsa, asıl kazanç zaten oradadır: tahmininizle gerçek arasındaki farkı görmüşsünüzdür.
Sayının yanıltabildiği yerler
Sayı tutmanın bir de kör noktası vardır. Kolay sayılan şey, önemli şeyin yerine geçmeye başlayabilir. Okunan sayfa adedi artarken anlaşılan şeyin azalması buna örnektir. Aynı biçimde, çizgiyi atabilmek için işi baştan savma yapmak da sayımın kendisini anlamsızlaştırır. Bu tuzağın basit bir panzehiri var: sayının yanına ara sıra tek cümlelik bir nitelik notu düşmek. "Yedi tekrar, ama son ikisi acele oldu" gibi bir not, rakamın anlattığı hikâyeyi tamamlar.
Sayıyı bozan günlerle ne yapmalı?
Hiç aksamayan bir dizi tutturmaya çalışmak, çetelenin en sık düşülen hatasıdır. Bir gün atlandığında bütün sayım anlamsız görünür ve kâğıt çekmeceye kaldırılır. Oysa çetele bir seri değil, bir toplamdır. Otuz günün yirmi altısında yapılmış bir şey, kesintisiz olmadığı için değersizleşmez. Sayımı haftalık toplamlar halinde okumak bu baskıyı azaltır: tek tek günlere değil, haftanın toplamına bakarsınız ve tablo daha adil görünür.
Sayımı ne zaman bırakmalı?
Bir davranış artık düşünülmeden yapılıyorsa, sayım yük olmaya başlar. Böyle bir noktada çeteleyi bırakmak geri adım değildir; aracın işini bitirmiş olmasıdır. Aynı kâğıt bu kez başka bir davranış için açılabilir. Zamanla insan neyi sayınca kendisinde bir şeyin değiştiğini, neyi sayınca hiçbir şeyin kımıldamadığını da öğrenir. Bu bilgi, sayımın kendisinden daha kalıcı bir kazançtır.
Küçük bir başlangıç önerisi
Uzun bir liste yerine tek bir davranışla başlamak en pratik yoldur. Bugün bir kâğıdın üstüne yalnızca o davranışın adını yazın, tarih atın ve gün boyunca her tekrarında bir çizgi ekleyin. Akşam çizgileri toplayın, ama yorum yapmayın. Birkaç gün sonra rakamlar kendi kendine konuşmaya başlayacaktır.
Sayıyı başkasıyla karşılaştırmamak
Çetelenin en çok yıprattığı durum, tutulan rakamın başkasının rakamıyla yan yana konmasıdır. Aynı sayı iki kişi için bambaşka anlamlar taşır; koşullar, zaman ve başlangıç noktası farklıdır. Sayım yalnızca kendi geçmişinizle karşılaştırıldığında bilgi verir. Geçen ayın toplamıyla bu ayın toplamı arasındaki fark anlamlıdır; başkasının toplamıyla aradaki fark ise yalnızca gereksiz bir baskı üretir ve çoğu zaman sayımın bırakılmasıyla sonuçlanır.
Çetele tutmak, kendini yönetmenin gösterişsiz ama sağlam bir aracıdır. Ne uygulama gerektirir ne de bir sistem. Yalnızca dürüst çizgiler ister. Saydığınız şeyin zamanla değiştiğini görmek de bu sadeliğin en güzel karşılığıdır.